Beyin Temelli Öğrenme İlkeleri

Beyin Temelli Öğrenme İlkelerini Sınıfta Kullanma

Çocuk Öğrenimine Nasıl Yardım Edilir?

By Audrey Prince, M. Ed.

Beynin en iyi nasıl çalıştığını bilmek, eğitimcilere, öğrenciye öğrenmede başarı olasılığı yüksek bir ortam yaratma olanağı verir. Aşağıdaki beyin tabanlı öğrenme ilkelerini kullanmak, öğrencilerinizin sınıftaki performansını artırabilir.

Öğrencilerin farklı öğrenme stilleri vardır.

% 50’si görsel öğreniciler olup derslerde resimler, çizelgeler ve yazılı metinleri tercih etmektedir.

% 30, kinestetik öğrenicilerdir ve daha fazla dokunsal (hands-on) ve hareket tabanlı faaliyetlere ihtiyaç duymaktadır.

% 20’si işitsel öğrenicilerdir ve öğrenmekte oldukları şey hakkında konuşulduğunda daha iyi öğrenmektedir.

Beyin pozitif duygusal halde daha iyi performans gösterir. Öğrenciler beyinleri öğrenmeye hazır olmadan önce fiziksel ve duygusal olarak kendilerini güvende hissetmelidirler. Öğretmenler öğrencilerinin çabalarını cesaretlendirerek ve överek pozitif bir ortam yaratabilirler.

Beyin yeni bilgileri yığın halinde öğrenir. Beyin araştırmaları, 5 ila 13 yaş arasındaki çocukların, bilgi 2 ila 4 parça halinde verildiğinde, en iyi öğrenim gördüğünü belirtmektedir. 14 yaş ve üstü çocuklar bir seferde 7 parçaya kadar öğrenebilirler. Öğretmenler bu sınırları planlamalı ve materyalleri küçük parçalar halinde öğretmelidirler.

Beyin de zaman çizelgesi üzerinde çalışır. 5-13 yaş arasındaki çocuklar 5-10 dakikalık artışlarla en iyi öğrenirler. 14 ve daha büyük çocuklar, 10-20 dakikalık artışlarla öğrenirler. Bazen, öğretmenler pozitif takviye yoluyla zaman sınırlarını genişletebilir.

Çocuklar, öğretmenler önce yeni materyal öğrettiklerinde en iyi şekilde öğrenirler ve öğretimin bitiminde daha önce öğrendikleri materyali gözden geçirirler.

Öğretmenlerin, kısa birimler halinde (bir seferde 1 ila 2 parça) öğretmesi ve daha sonra öğrencilerin uygulama yapması için etkinlik süresi sağlaması en iyisi olacaktır. Öğrencilerin öğrenmekte oldukları becerileri uygulamak için vakte ihtiyaçları vardır.

Öğrencilerin bir görevden “beynini dinlendirmeleri” için bir an gerekir. Ders bölümleri arasındaki görev dışı zamanlara izin verilmesi öğrencinin odağını artırır. Örneğin, öğrencilerin ayağa kalkmak ve gerinmek, 2 dakikalık konuşma molası vermek vb. için zaman ayırmalarına izin verin. Beyin, bu anları vererek görevde kalmaya ve bilgi depolamaya daha hazır olacaktır.

Öğrenme süresi boyunca öğrencilerin su içmelerine izin verin. Araştırmalar, dehidratasyonun(susuz kalma) kandaki yüksek tuz düzeylerine neden olduğunu ve bunun da kan basıncını ve stresini artırdığını gösteriyor. Dehidrasyon aynı zamanda dikkatte bir kayba ve uyuşukluğa da neden olur. İdeal olarak, öğrenciler vücut su dengesini sağlamak için günde 6 ila 8 bardak su içmelidir.

Öğrencilerin yüksek enerji süresinden yararlanın. Okul zamanlarında ortaya çıkan, düşük bir enerji düzeyi döngüsü vardır. Örneğin, çoğu öğrencinin sabahları (özellikle ergenlik döneminde) daha düşük enerji ve öğle yemeğinden sonra daha yüksek enerji düzeyi vardır. Daha yüksek bir enerji seviyesi artan bir dikkat seviyesiyle ilişkilendirilir. Öğretmenler, bu saatlerde en önemli materyali öğreterek öğrencilerin enerji seviyelerinin daha yüksek olduğu dönemlerden gün boyunca yararlanmalıdır.

Öğrenci için yeterli kişisel alanı sağlayın. Daha fazla kişisel alan öğrencinin stresini azaltır.

Bir dersin sonunda, konuyu düşünmek ve tartışmak için zaman ayırın. Anlayış derhal gerçekleşmez, daha sonra gerçekleşebilir. İşlem süresi ve yansıması öğrenme ortamı için yaşamsal önem taşır.

Kaynak ;

www.superduperinc.com

cocukvedil

Dil Konuşma Ses ve Yutma Bozuklukları Uzmanı Dkt.Tuba KAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir