Kekemelik Hakkındaki Efsaneler (1)

Kekemeliğin en sinir bozucu yönlerden biri, değişken bir bozukluk olmasıdır. Bazen neredeyse hiç kekelemezken bazen kekelemeden bir kelime bile söyleyemezsiniz. Çok değişken ve karmaşık olduğu için, kekemelik genellikle yanlış anlaşılır. Bu, birçok insanı kekemelikle ilgili efsanelere inanmaya iter.

Kekemelikten tamamen kurtulacağım. Bir çok kekeme yetişkin bir gün kekemelikten kurtulacağını umar veya buna inanırlar. Ne yazık ki, kekemelikten kurtulanların çoğunu erken çocukluk dönemindekiler oluşturur.. Örneğin, bir çok çocuk 2-4 yaş arasında kekelemeye başlar, bunların çoğu kendiliğinden veya müdahale ile atlatılır. Ancak gençlik yıllarında kekemelik devam ediyorsa, büyük olasılıkla yetişkinlikte de devam edecektir. İyi haber, kekemeliği verimli bir şekilde yönetmede birçok seçenek ve yöntemin olmasıdır.

Yalnızım. Kekeleyen birçok kişi yalnız hissetmeye başlar. Hayatınızın bu noktasında, kekeme olarak tanıdığınız tek kişi siz olabilirsiniz. Hatta kekemeliğinizi diğer insanlardan saklıyor olabilirsiniz ve bu hayatınızın her yönünü kontrol ediyor olabilir. Arkadaşlarınız, öğretmenleriniz veya anne-babalar kekemelikle ilgili konuşmak konusunda rahat hissetmeyebilir ve siz de öyle olabilirsiniz. Ama yalnız değilsiniz. Çoğu araştırma, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde birinin kekelediğini gösteriyor. Bu, dünya çapında 67 milyon kişinin kekelediği anlamına gelir.

Kekeliyorum çünkü gerginim. Endişe kekeleme sebebi değildir ama kaygı, telefonda konuşmak veya bir kalabalığın önünde konuşmak gibi stresli durumlarda olduğu gibi daha zor konuşmanıza ve çok kekelemenize neden olabilir. Kekelemeyle ilgili sinir bozucu bir gerçeklik de, daha az kekelemek istediğinizde sıklıkla daha fazla kekelemenize neden olmasıdır. Aksine kekemelikten korkmadığınızda çoğunlukla daha az kekelersiniz.

Kekelemek benim hatam. Kekelemenin tam sebebini bilmesek de, iki şeyden emin olabiliriz: Kekelemek sizin hatanız veya anne-babanızın hatası değil. Kekemelik, biyolojik ve nörolojik bir durum. Kötü anne-babalık, stresli bir çocukluk ya da travmatik bir olay kekeme olmanıza neden olmaz, hiç kimse kekeme olmayı kendi isteğiyle seçmiyor ve kimse suçlu değil.

Yeterince iyi çalışmıyorum. Kekemelik değişken olduğu gibi, kekemeliği idare etmek için kullandığımız konuşma stratejileri ve araçları da değişkendir. Bazı günler, ne kadar çok uğraştığınıza bakmaksızın stratejiler yeterince işe yaramaz. Hatta bazen konuşma stratejilerini kullanmaktansa kekelemek daha kolaydır.

Akrabalar ya da bazı insanlar, aldığınız terapilerin de yardımıyla kekemeliğinizi bazen kontrol edebildiğiniz için, her zaman kontrol edebilmeniz gerektiğini düşünürler. Bu efsane hem mantıksızdır hem de kesinlikle doğru değildir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir